Makalede incelenen Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2017/15035 E. sayılı kararında, sanığın gümrük muafiyetinden yararlanarak getirdiği eşyayı satması fiili 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi kapsamında kaçakçılık olarak nitelendirilmiştir. Makale yazarının bu karara yönelik temel eleştirisi nedir ve yazar, bu tür fiillerin cezalandırılması için ne tür bir çözüm önermektedir?
Makale yazarının Yargıtay kararına yönelik temel eleştirisi, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin ihlal edildiği yönündedir. Yazar, Yargıtay'ın, kanunda açıkça tanımlanmamış bir fiili, mevcut suç tiplerini (m. 3/1 ve m. 3/2) genişleterek ve zorlayarak cezalandırma yoluna gittiğini savunmaktadır. Yazara göre, m. 3/1 oluşmaz çünkü eşya gümrük işlemine tabi tutulmuş ve muafiyetten yararlanmıştır; m. 3/2 oluşmaz çünkü gümrük idaresine karşı ithalat anında yapılmış bir aldatıcı işlem yoktur ve eşya vergiden muaftır. Yargıtay'ın, fiilin 'ticari kasıtla ve süreklilik arz etmesi' gibi unsurlara odaklanarak ithalat sonrası amacı cezalandırması, kanunun lafzını aşan bir yorumdur. Yazar, bu tür suiistimallerin önüne geçilmesi için kanun koyucunun, özellikle internet alışverişlerinin yaygınlaştığı günümüz koşullarını dikkate alarak, bu fiilleri açıkça suç olarak tanımlayan yeni ve özel bir kanuni düzenleme yapması gerektiğini önermektedir. Aksi takdirde, mevcut hükümlerle failleri cezalandırmaya çalışmanın 'kanunilik' ilkesiyle bağdaşmayacağını belirtmektedir.