Gümrük muafiyetinden yararlanarak ülkeye sokulan eşyanın ticari amaçla satılması fiilinin, 5607 sayılı Kanun m. 3/2'de düzenlenen 'aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye eşya sokma' suçu açısından incelenmesi istendiğinde, makale yazarı bu suçun unsurlarının neden oluşmayacağını savunmaktadır? 'Aldatıcı işlem ve davranış' unsurunun zaman ve yer bakımından hangi koşullarda gerçekleşmesi gerektiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91194

Makale yazarı, bu fiilin 5607 sayılı Kanun m. 3/2 kapsamında da cezalandırılamayacağını savunmaktadır. Bunun temel nedenleri şunlardır: Birincisi, m. 3/2'nin uygulanabilmesi için 'gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin' eşyanın ülkeye sokulması gerekir. Oysa incelenen olayda eşya, gümrük vergisinden muaftır, dolayısıyla ödenmeyen bir gümrük vergisi yoktur. İkinci ve daha önemli neden ise, suçun maddi unsurunda yer alan 'aldatıcı işlem ve davranış'ın, gümrük işlemleri sırasında ve gümrük idaresine karşı yapılması gerekliliğidir (Çilesiz'e atıfla, s.174). Kişisel kullanım için sipariş vermek ve sonradan satmak, ithalat anında gümrük idaresine karşı gerçekleştirilen bir aldatıcı işlem değildir. Bu suç tipi, genellikle gümrük kapılarında, beyan sırasında eşyanın niteliği, miktarı veya değeri hakkında yanıltıcı bilgi verilmesiyle işlenir. Dolayısıyla, eşya ülkeye girdikten sonraki kullanım amacı, ithalat anındaki 'aldatıcı işlem ve davranış' unsurunu oluşturmaz. Bu yorum, suçun unsurlarının dar ve kanunun lafzına uygun yorumlanması gerektiğini savunan 'kanunilik' ilkesine dayanmaktadır.