Yurt dışından 'dropshipping' yöntemiyle, her biri gümrük muafiyet sınırının altında olan çok sayıda ürünü kişisel kullanım beyanıyla ülkeye sokan ve bunları iç piyasada satan bir kişinin fiilinin, 5607 sayılı Kanun m. 3/1'de tanımlanan 'eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma' suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, makaledeki argümanlar ve 'suçun konusu' unsuru çerçevesinde tartışınız.
Makalede savunulan görüşe göre, bu fiil 5607 sayılı Kanun m. 3/1 kapsamında değerlendirilemez. Çünkü m. 3/1'de düzenlenen suçun maddi unsuru, 'eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ülkeye sokulması'dır. Suçun konusu ise gümrük işlemine tabi olan eşyadır. Somut olayda, ülkeye sokulan eşya, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 'ithalat vergilerinden muaf' statüsündedir. Makalede, ithalat vergilerinden muaf olan eşyanın m. 3/1'de düzenlenen suçun konusunu teşkil edemeyeceği, zira bu tür eşyanın gümrük işlemi yapılmaksızın yurda sokulmasının Gümrük Kanunu m. 239 kapsamında idari para cezasına tabi bir fiil olduğu belirtilmektedir. Devletin, bu eşyalardan sağlayacağı iktisadi menfaatin ehemmiyetsiz olduğunu kabul ederek vergi muafiyeti tanıdığı, dolayısıyla bu eşyaların gümrük vergisine tabi eşyalarla aynı hukuki muameleye tabi tutulamayacağı ileri sürülmektedir. Bu nedenle, eşya gümrükten geçmiş ve muafiyetten yararlanmış olduğundan, 'gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın' ülkeye sokulma unsuru oluşmamaktadır. Fiilin ticari kasıtla ve süreklilik arz etmesi, ithalat anındaki hukuki durumu değiştirmemekte, bu durumun ancak yeni bir kanuni düzenleme ile suç haline getirilebileceği, mevcut kanun lafzıyla cezalandırmanın 'kanunilik' ilkesini ihlal edeceği sonucuna varılmaktadır.