Yüksel Yalçınkaya kararında, AİHM'in Sözleşme'nin 46. maddesi (kararların bağlayıcılığı ve icrası) uyarınca sorunun 'sistemik' olduğunu tespit etmesi ne anlama gelmektedir ve Türk makamlarına ne gibi genel tedbirler alma yükümlülüğü getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91192

AİHM'in Yüksel Yalçınkaya kararında sorunu 'sistemik' olarak nitelemesi, tespit edilen ihlallerin münferit bir olaydan kaynaklanmadığını, aksine Türk yargısının ByLock delillerine ilişkin benimsediği tek tip ve genelleyici yaklaşımdan kaynaklandığını ve bu durumun çok sayıda kişiyi (Mahkeme önünde bekleyen 8.000'den fazla başvuru olduğu belirtilmiştir) etkilediğini ifade eder (§ 414). Bu tespit, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca davalı Devlete, sadece başvuranın durumunu düzeltmekle (yeniden yargılama gibi bireysel tedbirlerle) kalmayıp, benzer ihlallerin gelecekte yaşanmasını önleyecek 'genel tedbirler' alma yükümlülüğü getirir. Bu genel tedbirler, ulusal mahkemelerin, özellikle derdest davalarda, AİHM'in bu kararda belirlediği Sözleşme standartlarını (örneğin, ByLock'un tek başına mahkumiyete yeterli olmaması, sanığın savunma haklarına saygı gösterilmesi) dikkate almasını ve iç hukuktaki uygulamalarını bu standartlarla uyumlu hale getirmesini gerektirir (§ 418). Bu, yargısal pratiğin köklü bir şekilde değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.