Bir sanığın, HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kurumunun uygulanmasını kabul etmesi, suçu ikrar ettiği anlamına gelir mi? Bu iki kurum arasındaki ilişkiyi, özellikle HAGB'nin ön koşulları açısından değerlendiriniz.
Hayır, HAGB'nin uygulanmasını kabul etmek, suçu ikrar etmek anlamına gelmez. İki kurum birbirinden farklıdır. HAGB kararı verilebilmesinin ön koşullarından biri, yapılan yargılama sonucunda sanığın 'suçu işlediğinin sabit olması' ve hakkında bir 'mahkumiyet hükmü kurulması'dır (CMK m.231/5). Sanık, yargılama boyunca suçlamaları reddedebilir (inkar edebilir). Mahkeme, delilleri değerlendirip sanığın suçlu olduğuna kanaat getirirse, önce mahkumiyet hükmünü kurar. Daha sonra, HAGB'nin diğer şartları varsa (ceza miktarı, sabıkasızlık vb.), sanığa 'HAGB'yi kabul edip etmediğini' sorar. Sanığın bu aşamada 'kabul ediyorum' demesi, suçlamayı kabul ettiği anlamına gelmez; sadece hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasına ve 5 yıllık denetime tabi tutulmaya rıza gösterdiği anlamına gelir. Bu, mahkemenin suçluluk tespitine karşı bir savunma stratejisi olabilir. Dolayısıyla ikrar, bir delil tartışması; HAGB'nin kabulü ise, kurulmuş bir hükmün açıklanmamasına yönelik usuli bir rızadır (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_denetim-suresi-icinde-tekrar-hagb-karari-verilmesi ve barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).