CMK m.306'nın kıyasen uygulanmasına karşı çıkan görüşün temel dayanağı olan 'istisnai hükümlerde kıyas yasağı' ilkesini, makalede verilen 'tanıklıktan çekinme' örneği üzerinden açıklayınız.
Makalede, CMK m.306'nın istisnai bir hüküm olduğu ve kıyasen uygulanamayacağı görüşü ele alınırken, bir hükmün 'istisnai' sayılabilmesi için genel bir kuralın varlığına işaret edilir. 'İstisnai hükümlerde kıyas yasağı' ilkesi, genel kuraldan ayrılan özel durumların, benzer ancak kanunda sayılmayan başka durumları kapsayacak şekilde genişletilemeyeceğini ifade eder. Makalede verilen örnek şudur: Ceza muhakemesinde genel kural, tanıklık yapmanın bir yükümlülük olmasıdır. CMK m.45'te düzenlenen 'tanıklıktan çekinme hakkı' (belirli yakınların tanıklık yapmama hakkı) ise bu genel kuralın bir istisnasıdır. Bu istisnai hüküm kıyas yoluyla genişletilemez; örneğin kanunda sayılmayan bir 'nişanlı' veya 'yakın arkadaş' için tanıklıktan çekinme hakkı tanınamaz. Sirayete karşı çıkan görüş, CMK m.306'nın da 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin bir istisnası olduğunu ve bu nedenle sadece temyizle sınırlı kalması gerektiğini, Başsavcı itirazına kıyasen uygulanamayacağını savunur (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_yargitay-cumhuriyet-bassavcisi-itirazinin-sirayeti).