Tenkis davasında, davalıya yapılan kazandırmanın sabit tenkis oranında bölünemeyeceği anlaşıldığında, davalının TMK m.564'ten doğan tercih hakkı kendisine sorulmadan mahkemenin karar vermesinin hukuki sonucunu, Yargıtay 1. HD. 2013/9059 E. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da vurgulandığı üzere, mahkemenin bu şekilde karar vermesi usule aykırıdır ve bozma nedenidir. Tenkis davasında izlenmesi gereken usul şöyledir: Mahkeme öncelikle sabit tenkis oranını belirler. Daha sonra, tasarrufa konu malın bu oranda fiziken bölünüp bölünemeyeceğini araştırır. Eğer malın bölünemeyeceği (örneğin bir dairenin) anlaşılırsa, bu noktada davalının TMK m.564'ten kaynaklanan 'tercih hakkı' doğar. Mahkemenin, bu hakkı davalıya hatırlatarak, malın tamamını mı isteyeceğini (tenkise tabi kısmı ödeyerek) yoksa payına karşılık gelen bedeli mi isteyeceğini (malı davacıya bırakarak) sorması zorunludur. Davalının bu tercih hakkı doğmadan ve kendisine bu hak kullandırılmadan, mahkemenin re'sen bir yönde (örneğin bedel ödenmesine) karar vermesi, kanuna aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir (Bkz: barandogan.av.tr_blog_medeni-hukuk_tenkis-davasi-ve-sakli-pay-nedir).