AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, Sözleşme'nin 7. maddesi bağlamında 'cezai sorumluluğun şahsiliği' ilkesinin, ByLock kullanımına dayalı mahkumiyetlerde nasıl göz ardı edildiği değerlendirilmiştir?
AİHM, bu mahkumiyetlerde 'cezai sorumluluğun şahsiliği' ilkesinin, bireyselleştirme yapılmaksızın genelleyici ve otomatik bir yaklaşımla hareket edilmesi suretiyle göz ardı edildiğini değerlendirmiştir. Karara göre: 1) **Kollektif Sorumluluk Yaratılması:** ByLock'u kullandığı iddia edilen herkesin, sırf bu uygulamayı kullanmaları nedeniyle, örgütün hiyerarşisine dahil olduğu ve terörist amaçlarını bildiği varsayılmıştır. Bu, bireylerin kendi özel durumları, kastları ve eylemleri değerlendirilmeksizin, bir gruba üyelik üzerinden kollektif bir sorumluluk yaratmaktadır. 2) **Manevi Unsurun Göz Ardı Edilmesi:** Cezai sorumluluğun şahsiliği, her sanığın suçu işleme kastının (bilme ve isteme) ayrı ayrı ispatlanmasını gerektirir. AİHM, yerel mahkemelerin, ByLock kullanımını tespit ettikten sonra, her bir sanığın örgütün suç işleme amacını bildiğini ve bu amaca hizmet etmek istediğini gösteren 'zihinsel bağı' somut olarak ortaya koymadan mahkumiyet kararı verdiğini belirtmiştir. Bu durum, kişiyi kendi bireysel iradesi ve kusurundan değil, dahil olduğu varsayılan bir grubun niteliğinden dolayı sorumlu tutmak anlamına gelir ki, bu da cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesine aykırıdır (Bkz: AİHM Yalçınkaya Kararı - Değerlendirme, § 264, 266).