Tenkis davasında, miras bırakanın yaptığı kazandırmanın 'saklı payı zedeleme kastı' ile yapılıp yapılmadığı nasıl belirlenir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve ispat araçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91117

Makalede atıf yapılan Hukuk Genel Kurulu kararına (2010/1-360 E.) göre, saklı payı zedeleme kastının varlığı, objektif ve sübjektif unsurlar bir arada değerlendirilerek belirlenir. Yargıtay, bu kastın varlığını araştırırken, işlemin yapıldığı andaki koşulları, miras bırakanın mali durumunu, mirasçılarla olan ilişkilerini, kazandırmanın miktarını ve nedenlerini dikkate alır. Bu kastın ispatı için 'her türlü delile' başvurulabilir. Bunlar arasında en sık kullanılanlar: - **Tanık Beyanları:** Miras bırakanın niyetini ve mirasçıları arasındaki ilişkileri bilen kişilerin tanıklıkları önemlidir. - **Miras Bırakanın Yaşam Tarzı ve İlişkileri:** Miras bırakanın, kazandırma yaptığı kişiyle olan özel yakınlığı veya diğer mirasçılarıyla olan husumeti kastın varlığına işaret edebilir. - **Karşılığın Orantısızlığı:** Eğer işlem bir satış gibi gösterilmişse, satış bedeli ile malın gerçek değeri arasındaki fahiş fark, işlemin aslında bağış olduğu ve mirastan mal kaçırma (saklı payı zedeleme) kastı taşıdığına dair güçlü bir delildir. - **Yemin Delili:** Makalede belirtildiği gibi, saklı payı zedeleme kastı yemin delili ile de kanıtlanabilir. Kısacası, mahkeme tüm bu unsurları bir bütün olarak değerlendirerek miras bırakanın gerçek niyetini ortaya çıkarmaya çalışır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_medeni-hukuk_tenkis-davasi-ve-sakli-pay-nedir).