Yargıtay içtihatlarına göre, sanığın kollukta müdafii hazır bulunmaksızın verdiği ve daha sonra mahkemede doğrulamadığı ikrarı, mahkumiyet hükmüne esas alınamasa da, bu ifadenin ceza yargılamasındaki akıbeti ne olur? Tamamen yok mu sayılır, yoksa başka bir amaçla kullanılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91116

CMK m.148/4 gereği, bu tür bir ikrar mahkumiyet hükmüne 'esas alınamaz'. Bu, ifadenin doğrudan bir delil olarak kullanılamayacağı anlamına gelir. Ancak bu ifade, tamamen yok sayılmaz ve dolaylı olarak bazı amaçlar için kullanılabilir. Yargıtay uygulamasına göre, bu tür bir ifade: - **Soruşturmayı Yönlendirme:** Cumhuriyet savcısının, soruşturma aşamasında yeni delillere ulaşmak için bir başlangıç noktası veya ipucu olarak kullanmasına engel yoktur. Yani, ifade, maddi gerçeği ortaya çıkaracak başka delillerin (örneğin, saklanan bir suç aletinin yerini bulma) araştırılması için bir araç olabilir. - **Çelişkinin Giderilmesi:** Sanığın mahkemedeki beyanları ile bu önceki beyanı arasında bir çelişki varsa, mahkeme bu çelişkiyi sanığa sorarak gidermeye çalışabilir. Ancak yine de, sanık önceki ifadesini doğrulamadığı sürece, o ifadenin içeriği doğru kabul edilemez. Kısacası, ifade, hükme dayanak yapılamaz ancak soruşturmanın yönlendirilmesi veya sanığın beyanlarındaki tutarlılığın sorgulanması gibi ikincil amaçlarla dosyada varlığını sürdürebilir (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk ve genel ceza muhakemesi prensipleri).