Makalede, AYM'nin 'delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir' şeklindeki yerleşik görüşünün, bireysel başvurunun hangi niteliğinden kaynaklandığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91108

AYM'nin bu yerleşik görüşü, bireysel başvurunun 'ikincil (subsidiary)' niteliğinden kaynaklanmaktadır. İkincillik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında asli görevin derece mahkemelerine (ilk derece ve kanun yolu mahkemeleri) ait olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin rolünün ise bu mahkemelerin hak ihlallerini önleyemediği veya gideremediği durumlarda devreye giren ikincil bir denetim mekanizması olduğunu ifade eder. Bu ilke gereği, AYM bir 'dördüncü merci' gibi hareket edemez; yani derece mahkemelerinin yerine geçerek davayı yeniden göremez, delilleri yeniden tartamaz veya kanunları yeniden yorumlayamaz. Delillerin değerlendirilmesi gibi konular, maddi gerçeğe ulaşma sürecinin asli bir parçası olduğundan, bu yetki öncelikle ve kural olarak yargılamayı doğrudan yürüten derece mahkemelerine aittir. AYM, ancak bu yetkinin kullanımı 'açık bir keyfilik' derecesine varıp temel bir hakkı ihlal ettiğinde müdahale eder (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_adil-durust-yargilanma-hakkii-bakimindan-lehe-delillerin-aratirilmasi-ve-dikkate-alinmasi-sorunu).