Tenkis davası açma hakkının, mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini 'öğrendikleri' andan itibaren bir yıl olması (TMK m. 571), bu sürenin başlangıcı açısından ne gibi bir ispat sorunu yaratabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91103

Bu bir yıllık sürenin başlangıcının 'öğrenme' gibi sübjektif bir olguya bağlanması, uygulamada önemli ispat sorunları yaratabilir. Davalı taraf (kazandırma lehdarı), davanın bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını iddia ettiğinde, davacının (saklı paylı mirasçının) saklı payına tecavüz edildiğini 'ne zaman öğrendiği' hususu çekişmeli hale gelir. - **İspat Yükü:** Sürenin geçtiğini iddia eden davalı, davacının tecavüzü bir yıldan daha önce öğrendiğini ispatlamakla yükümlü hale gelir. Bu, genellikle zor bir ispattır. - **Öğrenmenin Niteliği:** 'Öğrenme'nin ne anlama geldiği de tartışmalıdır. Mirasçının, sadece bir kazandırma yapıldığını duyması yeterli midir, yoksa bu kazandırmanın kendi saklı payını ihlal ettiğini, tüm tereke ve borçlar hakkında bilgi sahibi olarak, hukuken hesaplayabilecek durumda olması mı gerekir? Yargıtay uygulaması, genellikle mirasçının tüm unsurlarıyla (terekenin aktifi, pasifi, diğer mirasçılar vb.) durumu net olarak kavradığı tarihi 'öğrenme tarihi' olarak kabul etme eğilimindedir. Bu sübjektif unsur, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilip reddedilmeyeceği konusunda belirsizliklere ve uzun ispat tartışmalarına yol açabilir (Bkz: barandogan.av.tr_blog_medeni-hukuk_tenkis-davasi-ve-sakli-pay-nedir).