Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda, failin eyleminin icrai mi yoksa ihmali mi olduğu her zaman net midir? Bir maden ocağında, göçük sonrası çıkışı kapatan enkazı kaldırmakla yükümlü olan amirin, işçileri kurtarmak yerine kasten enkazı kaldırmaması eylemi, TCK m.109 açısından nasıl değerlendirilebilir?
Failin eyleminin icrai mi ihmali mi olduğu her zaman net olmayabilir ve bu durum doktrinde tartışmalıdır. Makalede bu tartışmaya değinilmiştir. Verilen örnekte, amirin durumu 'ihmal suretiyle icra' olarak değerlendirilebilir. Ceza hukukunda, belirli bir neticenin engellenmesi konusunda hukuki bir yükümlülüğü (garantörlük) olan kişinin, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi, ihmali bir davranışla suçu işlemesi anlamına gelir. Örnekteki maden amiri, işçilerin güvenliğinden ve kurtarılmasından hukuken (iş kanunu, yönetmelikler vb. gereği) sorumludur. İşçilerin göçük nedeniyle hürriyetlerinin kısıtlandığı bir durumda, bu kısıtlamayı ortadan kaldırma yükümlülüğünü kasten yerine getirmemesi, TCK m.109'un ihmal suretiyle işlenmesi olarak kabul edilebilir. Ancak makalede de belirtildiği gibi, TCK'da ihmali suçlara ilişkin genel bir düzenleme olmaması nedeniyle, bu tür bir cezalandırmanın kanunilik ilkesine uygunluğu doktrinde tartışmalıdır (Bkz: ayboga.av.tr_kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu-ve-cezasi).