Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/210 sayılı kararında, 'ikrarın bölünemezliği' ilkesinin, 'kuşkudan sanık yararlanır' ilkesiyle nasıl bir bütünlük oluşturduğunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91094

YCGK'nın ilgili kararında bu iki ilke birbiriyle bütünleşik olarak ele alınmıştır. Sanık, öldürme eylemini ikrar ederken, bunun maktulden kaynaklanan haksız bir fiile (küfüre) tepki olarak gerçekleştiğini, yani haksız tahrik altında olduğunu savunmuştur. Savunmanın bu haksız tahrik kısmı, başka delillerle çürütülememiştir. YCGK'ya göre, mahkemenin sanığın aleyhine olan ikrar kısmına (öldürme) inanıp, lehe olan ve aksi ispatlanamayan savunma kısmına (haksız tahrik) itibar etmemesi, hem 'ikrarın bölünemezliği' ilkesine hem de 'kuşkudan sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesine aykırıdır. Çünkü haksız tahrikin varlığı veya yokluğu konusunda bir şüphe varsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve haksız tahrikin varlığı kabul edilmelidir. İkrarın bir bütün olarak ele alınması ve aksi kanıtlanamayan lehe kısımlarına da itibar edilmesi, bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinin doğal bir sonucudur. Kısacası, ikrarı bölmek, lehe olan kısımdaki şüpheyi sanık aleyhine yorumlamak anlamına geleceği için iki ilke birlikte ihlal edilmiş olur (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).