Bir kişinin 'tevilli ikrarı' ile 'yalan tanıklık' (TCK m.272) suçu arasında nasıl bir ayrım yapılabilir? Sanığın, olayın oluş şeklini kendi lehine değiştirmesi her zaman tevilli ikrar mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91093

Tevilli ikrar ile yalan tanıklık arasında temel bir fark vardır. Yalan tanıklık, bir tanığın, gerçeğe aykırı olarak, başkasının işlediği bir suçla ilgili bilerek ve isteyerek yalan beyanda bulunmasıdır. Tevilli ikrar ise, 'şüpheli veya sanığın', kendi aleyhine isnat edilen bir suçla ilgili olarak, olayı tamamen inkar etmeden, oluş şeklini değiştirerek veya hafifleterek dolaylı yoldan kabul etmesidir. Sanığın olayın oluş şeklini kendi lehine değiştirmesi her zaman tevilli ikrar olmayabilir. Ayrım, beyanın sonucuna göre yapılır: - **Tevilli İkrar:** Eğer sanığın değiştirdiği olay anlatımı, yine de isnat edilen suçun unsurlarını (en azından temel şeklini) oluşturuyorsa, bu bir tevilli ikrardır. Örnek: 'Vurmadım, sadece ittim' demek, itmenin de kasten yaralama suçunu oluşturabilmesi nedeniyle tevilli ikrardır. - **İnkâr:** Eğer sanığın anlattığı versiyon, hukuken bir suç teşkil etmiyorsa veya isnat edilen suçun unsurlarını tamamen ortadan kaldırıyorsa, bu bir ikrar değil, inkardır. Örneğin, 'Bıçağı ben saplamadım, elinden almaya çalışırken kazayla saplandı' demek, kastı ortadan kaldırdığı için bir inkâr savunmasıdır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).