Bir trafik idari para cezasına karşı sulh ceza hakimliğine yapılan başvurunun 15 günlük yasal süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddedilmesi olayında (CGK 2021/291 E.), başvurunun adli tatile rastlaması nedeniyle süresinde kabul edilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay kararının, 'hukuki güvenlik' ve 'belirlilik' ilkeleriyle bağlantısını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91091

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında, Kabahatler Kanunu kapsamındaki başvurularda adli tatilin süreleri durduracağı kabul edilirken, 'hukuki güvenlik' ve 'belirlilik' ilkelerine vurgu yapılmıştır. Bağlantı şudur: 1) **Belirlilik:** Vatandaşların, haklarını kullanırken hangi sürelere ve usullere tabi olduklarını açık ve net bir şekilde bilmeleri gerekir. Kabahatler Kanunu'nda adli tatile ilişkin bir hüküm olmaması, ancak başvuru merciinin bir 'ceza mahkemesi' olması, hangi usulün uygulanacağı konusunda bir belirsizlik yaratmaktadır. Yargıtay, bu belirsizliğin hak sahibi aleyhine yorumlanamayacağını ve genel ceza usulü kuralı olan CMK m.331'in uygulanması gerektiğini belirterek belirliliği sağlamıştır. 2) **Hukuki Güvenlik:** Aynı kanun (Kabahatler Kanunu m.27/8), aynı işlemle ilgili idari yargının görev alanına giren kararların da verilebileceğini ve bu durumda İYUK'a göre dava açılacağını düzenlemiştir. İYUK'a göre adli tatilde süreler dururken, aynı olayla ilgili sulh ceza hakimliğine yapılan başvuruda sürelerin işlemesi, aynı hukuki durumdaki kişiler için farklı usuller uygulanması anlamına gelir ki bu da hukuki güvenliği zedeler. Yargıtay, tek tip bir uygulama benimseyerek bu ilkeyi korumayı amaçlamıştır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_cmk-madde-331-adli-tatil).