Bir kimsenin, kendisinin de kirada oturmasına rağmen maliki olduğu taşınmazı kiraya vermesi ve daha sonra bu taşınmaza ihtiyaç duyduğunu belirterek tahliye davası açması durumunda, ihtiyacın samimiyeti nasıl değerlendirilmelidir?
Bu durumda, ihtiyacın samimiyeti kural olarak kabul edilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kimsenin kendi evi dururken başkasına ait bir evde kirada oturması hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Bu durum, kiraya verenin kendi evine geçme ihtiyacının 'gerçek, samimi ve zorunlu' olduğuna dair güçlü bir karine oluşturur. Kiracı, bu karinenin aksini, yani kiraya verenin ihtiyacının samimi olmadığını (örneğin, amacının daha yüksek kira geliri elde etmek olduğunu veya tahliye tehdidiyle kirayı artırmak istediğini) somut delillerle ispat etmekle yükümlü hale gelir. Aksi takdirde, kiraya verenin kendi mülkünde oturma hakkının, kiracının kullanma hakkına göre daha üstün olduğu kabul edilir ve tahliyeye karar verilir (Bkz: kadimhukuk.com.tr_makale_ihtiyac-nedeniyle-tahliye-davasi).