Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/6915 sayılı kararında, şike ve teşvik primi suçlarının, CMK m.135 ve m.140'ta sayılan katalog suçlardan olmamasının, bu suçların ispatında 'iletişimin tespiti' ve 'fiziki takip' tutanaklarının delil olarak kullanılmasına etkisi ne olmuştur?
Kararda belirtildiği üzere, şike ve teşvik primi suçları, işlendikleri tarih itibarıyla CMK m.135 (iletişimin denetlenmesi) ve m.140 (teknik araçlarla izleme) maddelerinde sayılan 'katalog suçlar' arasında yer almamaktadır. Bu durumun sonucu şudur: Bu özel soruşturma yöntemleri (telefon dinleme, fiziki takip) sadece katalogda sayılan belirli ve ağır suçlar için uygulanabilir. Katalogda yer almayan bir suçun soruşturulması için bu yöntemlerle delil toplanması hukuka aykırıdır. Dolayısıyla, şike ve teşvik primi suçlarının ispatı için elde edilen iletişim tespiti ve fiziki takip tutanakları, 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir. CMK m.217/2 uyarınca, 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.' Bu ilke gereği, hukuka aykırı olarak elde edilen bu tutanaklar, yargılamada delil olarak kullanılamaz ve hükme esas alınamaz. Yargıtay, bu hukuka aykırı deliller dışlandığında kalan delillerin mahkumiyete yeterli olmadığını belirterek beraat kararını onamıştır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).