Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/2015 sayılı kararında, sanığın kollukta müdafii hazır olmaksızın verdiği ikrar içerikli savunmasının tek başına hükme esas alınması, hangi kanun maddesine aykırı bulunmuştur ve bu durumun ceza muhakemesi açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91044

Bu durum, 5271 sayılı CMK'nın 148. maddesinin 4. fıkrasına ('Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.') açıkça aykırı bulunmuştur. Bu hükmün ceza muhakemesi açısından önemi, 'savunma hakkını' ve 'ifadenin özgür iradeye dayanması' ilkesini güvence altına almasıdır. Kollukta avukat bulunmadan alınan ifadelerde, şüphelinin haklarını tam olarak bilememesi veya çeşitli nedenlerle baskı altında kalarak gerçeğe aykırı beyanda bulunma riski daha yüksektir. Kanun koyucu, bu riski bertaraf etmek için, bu tür ifadelerin tek başına delil değerini ortadan kaldırmış ve hukuki geçerliliğini, sanığın daha sonra hakim veya mahkeme önünde yapacağı 'doğrulama' şartına bağlamıştır. Mahkemenin, sanığın sonradan doğrulamadığı ve avukatsız alınmış bu kolluk ikrarını tek delil olarak kabul edip mahkumiyet hükmü kurması, temel bir usul kuralının ve savunma hakkının ihlali anlamına geldiği için bozma nedeni sayılmıştır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).