Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/4053 sayılı kararında, davacının 'yol tutuklaması' sonrası makul sürede hakim önüne çıkarılmaması nedeniyle tazminat talebinin, davanın esası hakkında beraat veya mahkumiyet kararı verilmesini beklemeye gerek kalmadan karara bağlanması gerektiği hangi gerekçeye dayandırılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91039

Yargıtay, bu kararda, davacının tazminat talebinin asıl davanın sonucundan bağımsız olduğunu ve bu nedenle derdest bir dava olmasının tazminat davası açılmasına engel teşkil etmediğini belirtmiştir. Gerekçesi şudur: Davacının talebi, CMK m.141/1-d'de düzenlenen 'Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan' kişinin tazminat hakkına dayanmaktadır. Bu hakkın doğup doğmadığını tespit etmek için, asıl davada sanığın suçlu olup olmadığına (beraat/mahkumiyet) bakmaya gerek yoktur. Yapılacak tek inceleme, kişinin yakalandığı tarih ile yetkili hakim önüne çıkarıldığı tarih arasındaki sürenin CMK m.94'e ve AİHS m.5'e göre 'makul' olup olmadığını saptamaktır. Bu, asıl davanın esasından tamamen bağımsız, usuli bir hürriyet ihlali iddiasıdır. Bu nedenle, bu tür bir tazminat talebi için 'karar veya hükümlerin kesinleşmesini' beklemeye gerek yoktur ve dava her zaman açılabilir (Bkz: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_cmk-madde-94-yakalanan-kisinin-mahkemeye-goturulmesi).