Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının (CMK m.308) sirayeti konusunda yazarın, bu kurumun 'yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılabilen bir yetki olması' şeklindeki bir gerekçelendirmeyi neden eleştirdiğini açıklayınız.
Makalede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının sirayet etmesi gerektiği yönündeki görüşlerden birinin, bu kanun yolunun 'yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılabilen bir yetki olması ve bu sebeple Başsavcıdan talepte bulunup bulunmadığına bakılmaksızın tüm sanıkların bozmadan yararlanacağı' şeklinde temellendirildiği belirtilmektedir. Yazar, bu gerekçelendirmeyi eleştirmektedir. Çünkü bu gerekçe, sirayetin mantığını Başsavcının yetkisinin tekliğine bağlamaktadır. Yazarın kendi argümanı ise daha farklıdır: Sirayetin asıl nedeni, CMK m.306'nın 'lehe' bir hüküm olması ve 'eşitlik' ile 'adalet' ilkelerini sağlamasıdır. Yazar, sirayet sonucunun Başsavcının yetkisinin niteliğinden değil, CMK m.306'nın lehe yorumlanması ve kıyasen uygulanması gerekliliğinden kaynaklanması gerektiğini savunur. Yani, sirayet, Başsavcının tekelindeki bir yetkinin doğal bir sonucu değil, ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerinin (eşitlik, lehe yorum) bir gereğidir. Bu, daha ilkeli ve hukuki bir temel sunmaktadır (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_yargitay-cumhuriyet-bassavcisi-itirazinin-sirayeti).