AYM'nin Tamer Karataş kararında, mahkemenin, başvurucunun savunma argümanlarını araştırmamasına gerekçe olarak 'başvurucu hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile adli sicil kaydını' göstermesi, AYM tarafından neden 'yetersiz' bir gerekçe olarak kabul edilmiştir?
AYM, bu gerekçeyi yetersiz bulmuştur çünkü bu gerekçe, 'masumiyet karinesi' ve 'suçların ve cezaların şahsiliği' ilkelerine temelden aykırıdır. Bir kişinin başka suçlardan soruşturuluyor veya yargılanıyor olması ya da geçmişte benzer suçlardan sabıkalı olması, o an yargılandığı somut suçu işlediği anlamına gelmez. Her dava kendi somut delilleriyle karara bağlanmalıdır. Mahkemenin, başvurucunun mevcut davadaki suçsuzluğunu ispatlamaya yönelik somut delil ve iddialarını (örneğin, POS cihazının başkasına kiralandığına dair belgeler) araştırmaktan, kişinin geçmişine veya başka davalarına atıf yaparak kaçınması, adil bir yargılama usulü değildir. Bu, savunma tarafından sunulan ve davanın sonucunu değiştirebilecek delilleri, ilgisiz ve soyut bir gerekçeyle yok saymak anlamına gelir. AYM, bu yaklaşımın başvurucuyu iddia makamı karşısında 'önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürdüğünü' ve bu nedenle 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal ettiğini belirtmiştir (Tamer Karataş, B. No: 2020/3612, § 29) (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_adil-durust-yargilanma-hakkii-bakimindan-lehe-delillerin-aratirilmasi-ve-dikkate-alinmasi-sorunu).