Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E. 2021/3505 sayılı kararındaki somut olayda, 'ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek' fiilinin, hem 5607 sayılı Kanun'a muhalefet hem de resmi belgede sahtecilik suçlarını nasıl oluşturduğunu, eylemlerin birbiriyle olan bağlantısını açıklayınız.
Karardaki somut olayda, ihracat beyannameleri tescil edilmiş ancak muhteviyatı eşya fiilen yurt dışı edilmemiştir. Bu eylem iki farklı suçu oluşturmaktadır: 1) **5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet (Kaçakçılık):** 5607 sayılı Kanun'un 3/14. fıkrası (suç tarihinde), 'ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek' fiilini açıkça kaçakçılık suçu olarak tanımlamaktadır. Sanıkların, eşyayı yurt dışına çıkarmadan, sistem üzerinden sahte işlemlerle (yavru beyannameleri ana beyannameye bağlayarak) ihraç edilmiş gibi göstermeleri, doğrudan bu suçun maddi unsurunu oluşturmuştur. 2) **Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m.204):** Bu hayali ihracat işlemini gerçekleştirebilmek için, gümrük beyannameleri, taşıma senetleri ve özet beyanlar gibi resmi belgeler üzerinde sahte işlemler yapılmıştır. Gümrük müşavirinin şifresiyle tescil edilen beyannameler, taşıyıcı firma çalışanının şifresiyle düzenlenen yavru beyannameler ve bu belgelerin gerçeğe aykırı olarak bir araya getirilerek resmi bir süreci manipüle etmesi, resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Burada sahtecilik suçu, kaçakçılık suçunun işlenmesi için bir araç olarak kullanılmıştır ve bu iki suç arasında 'araç-amaç suç' ilişkisi bulunmaktadır. Yargıtay, bu nedenle sanıkların her iki suçtan da mahkum edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Bkz: avukaterdemozkan.com_ceza-hukuku_resmi-evrakta-sahtecilik-sucu).