Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/18797 sayılı kararında, sanığın 'katılan ile aynı ev içerisinde olduğunu ancak darp etmediğini' söylemesi neden 'tevilli ikrar' olarak kabul edilmiş ve beraat kararının bozulmasına neden olmuştur?
Bu kararda sanığın beyanı, yağma ve hürriyetten yoksun kılma suçları açısından 'tevilli ikrar' olarak kabul edilmiştir. Çünkü; 1) **Olay Yerinde Varlığını Kabul Etme:** Sanık, suçun işlendiği yerde (evde) ve zamanda katılanla birlikte olduğunu kabul etmektedir. Bu, katılanın kendisini darp eden ve senet imzalatan kişiler arasında sanığın da olduğuna dair beyanının temel bir unsurunu doğrulamaktadır. 2) **Dolaylı Onay:** Sanık, darp eylemini inkâr etse de, olayın merkezinde bulunduğunu kabul ederek, katılanın anlatımının en azından yer ve kişi unsurları bakımından doğru olduğunu dolaylı olarak teyit etmektedir. 3) **Diğer Delillerle Uyum:** Sanığın bu tevilli ikrarı; katılanın tüm aşamalardaki tutarlı beyanları, darp eylemini doğrulayan doktor raporu ve zorla imzalatıldığı iddia edilen senetlerin yıllar sonra icraya konulması gibi diğer yan delillerle birleştiğinde, sanığın suçlara iştirak ettiğine dair güçlü bir kanaat oluşturmaktadır. Mahkemenin bu durumu göz ardı ederek delil yetersizliğinden beraat kararı vermesi, Yargıtay tarafından hatalı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).