Bir ceza davasında sanık, suçu kendisinin işlemediğine dair, davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte deliller sunmuş, ancak mahkeme bu delilleri hiç araştırmadan ve gerekçesinde tartışmadan, sadece 'dosyadaki mevcut delil durumu' gibi yetersiz bir gerekçeyle reddederek mahkumiyet kararı vermiştir. Bu durumun AYM tarafından nasıl değerlendirileceğini Tamer Karataş ve Mustafa Doğan kararları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90925

Bu durum, AYM tarafından büyük olasılıkla 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin, dolayısıyla adil/dürüst yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilecektir. Tamer Karataş (B. No: 2020/3612) ve Mustafa Doğan (B. No: 2019/11137) kararlarında AYM, benzer durumları incelemiştir. Mahkemenin, sanığın suçsuzluğunu ispatlamak için sunduğu ve davanın seyrini değiştirebilecek potansiyele sahip delilleri veya iddiaları (örneğin, sahteciliğin kendisinden önce yapıldığı iddiası, suça konu cihazın başkasına kiralandığına dair belgeler) hiç araştırmaması, incelememesi ve bu duruma ilişkin olarak 'mevcut delil durumu' veya 'sanığın adli sicil kaydı' gibi ilgisiz ve yetersiz gerekçeler sunması, savunma hakkını işlevsiz kılmaktadır. AYM'ye göre, mahkemenin sadece iddia makamının delillerini dikkate alıp, sanığın aynı olguların aksini ispat için gösterdiği delillerle ilgili inceleme ve araştırma yapmaması, sanığı 'iddia makamı karşısında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürür'. Bu durum, yargılamanın hakkaniyetini zedeler ve hak ihlaline yol açar (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_adil-durust-yargilanma-hakkii-bakimindan-lehe-delillerin-aratirilmasi-ve-dikkate-alinmasi-sorunu).