AYM, delillerin değerlendirilmesi konusunda derece mahkemelerinin takdirine kural olarak karışmazken, hangi durumlarda ve hangi ilkeler çerçevesinde 'dolaylı' bir denetim yapmaktadır? Ruhşen Mahmutoğlu kararından yola çıkarak bu denetimin kapsamını tartışınız.
AYM, delillerin değerlendirmesine ancak 'açık bir keyfilik' veya 'usule ilişkin güvenceleri anlamsız hale getiren bir uygulama' varsa müdahale edeceğini belirtir. Bununla birlikte, AYM, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri kapsamında 'dolaylı' bir denetim yapmaktadır. Bu denetim, sanığın suçlu olup olmadığına karar vermek veya delilleri yeniden tartmak anlamına gelmez. AYM, derece mahkemesi kararının gerekçelerini inceler ve şu hususlara odaklanır: İddia makamının delilleriyle savunma makamının delilleri arasında bir denge kurulup kurulmadığı, savunmanın ileri sürdüğü ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki lehe delillerin veya taleplerin dikkate alınıp alınmadığı, bu taleplerin neden reddedildiğine dair ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulup sunulmadığı. Örneğin, Ruhşen Mahmutoğlu (B. No: 2015/22) kararında AYM, derece mahkemesinin sadece iddia makamının delillerini dikkate alıp, başvurucunun aynı olguların aksini ispat için gösterdiği delillerle ilgili 'gerekli ve yeterli bir inceleme/değerlendirme yapmamasını', sanığı iddia makamı karşısında 'önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürdüğü' gerekçesiyle 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali olarak görmüştür. Bu, delillerin içeriğine değil, delillere yaklaşım usulüne yönelik dolaylı bir denetimdir (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_adil-durust-yargilanma-hakkii-bakimindan-lehe-delillerin-aratirilmasi-ve-dikkate-alinmasi-sorunu).