Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/28276 sayılı kararında, 'yol tutuklaması' sonrasında davacının 56 gün sonra sorgusunu yapacak hakim önüne çıkarılmadan tahliye edilmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Mahkemenin, bu tür bir tazminat davasının ancak asıl dava bittikten sonra açılabileceği yönündeki görüşünü Yargıtay hangi gerekçelerle reddetmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90907

Yargıtay, davacının yakalandıktan sonra 56 gün boyunca yetkili hakim önüne çıkarılmamasını, CMK m.94'te yer alan 'en kısa zamanda gönderilmek' ve Anayasa m.19 ile AİHS m.5'te güvence altına alınan 'kişinin kısa sürede hakim önüne çıkarılma hakkı' ilkelerinin açık ihlali olarak görmüştür. Bu sürenin ne 'en kısa süre' ne de 'makul süre' olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Yerel mahkemenin, tazminat davasının derdest olan asıl dava sonuçlanmadan açılamayacağı yönündeki görüşünü ise şu gerekçelerle reddetmiştir: Yargıtay'a göre, CMK m.141'de sayılan bazı tazminat nedenleri (örneğin, makul sürede hakim önüne çıkarılmama) asıl davanın sonucuna bağlı değildir. Bu tür bir ihlalin tespiti için davanın esası hakkında karar verilmesini beklemeye gerek yoktur. Davacının haklı olup olmadığı, asıl davanın sonucundan (beraat, mahkumiyet) bağımsız olarak, sadece yakalanma ve hakim önüne çıkarılma arasındaki sürenin makul olup olmadığına bakılarak tespit edilebilir. Bu nedenle, bu tür ihlaller için asıl davanın kesinleşmesini beklemeden tazminat davası açılabilir (Bkz: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_cmk-madde-94-yakalanan-kisinin-mahkemeye-goturulmesi).