'İkrarın bölünemezliği ilkesi' nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/210 sayılı kararında bu ilkenin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasıyla ilişkisi nasıl kurulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90904

'İkrarın bölünemezliği ilkesi', Yargıtay içtihatlarıyla gelişmiş bir ilkedir ve sanığın ikrarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade eder. Mahkeme, sanığın ikrarının işine gelen (suçu kabul ettiği) kısmını alıp, işine gelmeyen (eylemin nedenine veya hafifletici sebeplere ilişkin) kısmını keyfi olarak göz ardı edemez. YCGK'nın 2011/210 sayılı kararında, sanık maktulü öldürdüğünü ikrar etmiş, ancak bunu maktulün annesine küfretmesi üzerine bir anlık öfkeyle yaptığını, yani haksız tahrik altında olduğunu savunmuştur. Mahkeme, sanığın öldürme eylemine ilişkin ikrarına itibar ederken, haksız tahrik savunmasını delil yetersizliğinden reddetmiştir. YCGK, bu durumu 'ikrarın bölünemezliği ilkesine' aykırı bulmuştur. Karara göre, sanığın aksi kanıtlanamayan ve hayatın olağan akışına uygun savunmasının bir bütün olarak değerlendirilmesi ve haksız tahrik iddiasına da itibar edilmesi gerekir. Sanığın ikrarının aleyhe olan kısmına inanılıp, lehe olan ve aksi ispatlanamayan kısmına inanılmaması, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine de aykırılık teşkil eder (Bkz: barandogan.av.tr_blog_ceza-hukuku_sucu-ikrar-etme-nedir-cmk).