Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazı üzerine verilecek lehe bozma kararının, bu yola başvurmayan diğer sanıklara sirayet edip etmeyeceği (yayılma etkisi) konusundaki doktrin tartışmasını, CMK m.306'nın kıyasen uygulanabilirliği ekseninde ve yazarın benimsediği görüşü gerekçeleriyle birlikte açıklayınız.
Bu konu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş, sirayeti düzenleyen CMK m.306'nın 'Temyiz' başlığı altında yer alan istisnai bir hüküm olduğunu ve kıyas yasağı gereği olağanüstü bir yol olan Başsavcı itirazında uygulanamayacağını savunur. Makale yazarı ise bu görüşe katılmamaktadır. Yazar, CMK m.306'nın kıyasen uygulanması gerektiğini ve bozma kararının diğer sanıklara da sirayet etmesi gerektiğini savunur. Yazarın bu görüşünün gerekçeleri şunlardır: 1) **Lehe Yorum İlkesi:** CMK m.306, sanıklar lehine bir düzenlemedir ve kişi hak ve hürriyetlerini sınırlayıcı nitelikte değildir. Ceza muhakemesinde lehe olan normların geniş yorumlanması esastır. 2) **Eşitlik ve Adalet:** Sirayet kurumunun amacı, aynı hukuki durumda olan sanıklar arasında farklı muameleleri engelleyerek 'eşitlik' ilkesini ve adalet duygusunu sağlamaktır. Özellikle suçun sübutuna ilişkin bir bozma durumunda, sadece itiraza konu olan sanığın yararlanıp diğerlerinin yararlanmaması adaletle bağdaşmaz. 3) **Kanun Yolu Niteliği:** Başsavcı itirazı talebe bağlı değildir ve re'sen de yapılabilir. Bu nedenle, bir sanık adına yapılan lehe itirazın olumlu sonuçlarından, istemde bulunmayan diğer sanıkların da yararlandırılması gerekir. Yazar, kanun koyucunun sirayet konusunda özel bir düzenleme yapmayı gözden kaçırdığını, ancak bunun lehe uygulamayı engellememesi gerektiğini belirtir (Bkz: sen.av.tr_tr_makale_yargitay-cumhuriyet-bassavcisi-itirazinin-sirayeti).