Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/861 E. sayılı kararında, suç tarihinde yürürlükte olmayan 765 sayılı TCK ve 647 sayılı Kanun'un sanık lehine olduğu gerekçesiyle uygulanmasını Özel Daire neden 'aleyhe temyiz bulunmadığından' onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise neden itiraz etmiştir? Başsavcılığın itirazının temel hukuki argümanını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90874

Özel Daire, yerel mahkemenin suç tarihinde yürürlükte olmayan 765 sayılı TCK ve 647 sayılı Kanun'u uygulayarak eksik ceza tayin edip erteleme kararı vermesini, sanık lehine bir durum olduğu ve aleyhe temyiz de bulunmadığı için 'cezayı aleyhe değiştirememe' (reformatio in pejus) ilkesi gereğince onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise bu karara, 'yürürlükten kalkan bir kanunun, sanığın lehine olsa bile ileriye doğru yürümesinin olanaklı olmadığı' temel hukuki argümanıyla itiraz etmiştir. Başsavcılığa göre, TCK m.7 (zaman bakımından uygulama) uyarınca, sadece suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun veya sonradan yürürlüğe girip de lehe olan kanun uygulanabilir. Yürürlükten kalkmış bir kanunun uygulanması açıkça hukuka aykırıdır ve aleyhe temyiz olmaması bu durumu 'kazanılmış hak' haline getirmez. Bu hukuka aykırılık bozulmalı, ancak aleyhe temyiz yasağı (CMUK m.326/son) gereği sadece sonuç ceza miktarına bağlı kalınarak, uygulama maddeleri (zincirleme suç, indirim, erteleme) yürürlükteki 5237 sayılı TCK'ya göre düzeltilmelidir (Bkz: www.zulkufarslan.av.tr_yururlukte-olmayan-kanun-hukumleri).