Bir boşanma davasında, davacı eşin, diğer eşin sadakatsizliğini ispatlamak amacıyla, onun üçüncü bir kişiyle yaptığı e-posta yazışmalarını gizlice ele geçirip mahkemeye delil olarak sunması eylemi, TCK m. 132 (haberleşmenin gizliliğini ihlal) kapsamında bir suç oluşturur mu? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10731 K. sayılı kararındaki yaklaşımını, 'hukuka aykırılık bilinci' ve 'iddia ve savunma hakkının korunması' bağlamında analiz ediniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10731 K. sayılı kararına göre, bu eylem suç oluşturmaz. Kararın mantığı şöyledir: Sanığın (davacı eşin) eylemi, teknik olarak TCK m. 132/2'deki (içeriği ifşa) veya m. 132/1'deki (içeriği öğrenme) suçun maddi unsurlarını oluştursa da, suçun manevi unsuru olan 'hukuka aykırı hareket etme bilinci (kasıt)' somut olayda mevcut değildir. Sanık, bu eylemi başkalarının özel hayatına keyfi olarak müdahale etmek için değil, bir daha başka türlü ispatlama imkanı bulamayabileceği, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin iddiasını mahkeme önünde ispatlama ve meşru savunma hakkını kullanma amacıyla yapmaktadır. Yargıtay, bu durumu bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul etmekte ve sanığın eyleminin, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıması ve bu delilleri üçüncü kişilerle paylaşmayıp sadece mahkemeye sunması nedeniyle hukuka aykırı olmadığına karar vermektedir. Bu yorum, kişinin meşru bir hakkını (boşanma davasında delil sunma) korumak için gerçekleştirdiği eylemde suç işleme kastının bulunmadığı kabulüne dayanır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-gizliligini-ihla-sucu-cezasi.html)