Bir ceza davasının kovuşturma aşamasında, yani iddianame kabul edildikten sonra, CMK m. 135 uyarınca 'iletişimin denetlenmesi' tedbirine başvurulması teorik ve pratik olarak mümkün müdür? Bu durumda tedbirin gizliliğinin sağlanması ve savunma hakkı ile olan ilişkisi nasıl yönetilmelidir?
Evet, teorik ve pratik olarak mümkündür. CMK m. 135/1, bu tedbirin 'şüpheli veya sanık' hakkında uygulanabileceğini belirtmektedir. 'Sanık' statüsü kovuşturma evresinde (iddianamenin kabulüyle) başladığından, bu tedbire kovuşturma aşamasında da başvurulabilir. Metinde de belirtildiği gibi, kovuşturma evresi hükmün kesinleşmesine kadar devam ettiğinden, Yargıtay'daki temyiz aşamasında dahi bu tedbirin uygulanması hukuken olanaklıdır. Tedbirin gizliliğinin sağlanması, kovuşturmanın aleniyeti ilkesiyle çelişiyor gibi görünse de, CMK m. 135/6'daki özel gizlilik kuralı gereği, bu işlem mahkemenin ana dava dosyasından ayrı bir 'değişik iş' dosyası üzerinden yürütülebilir. Tedbir tamamlandıktan sonra elde edilen deliller, tutanaklar halinde ana dosyaya eklenir. Bu durumun savunma hakkıyla ilişkisi ise CMK m. 207 ('Delil ve olayın geç bildirilmesi') çerçevesinde yönetilir. Yeni delil dosyaya girdiğinde, sanığa ve müdafiine bu delili inceleme, buna karşı beyanda bulunma ve savunma yapma için yeterli süre ve imkan tanınmalıdır. Bu güvenceler sağlandığı sürece, kovuşturma aşamasında iletişimin denetlenmesi hukuka uygun kabul edilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iletisimin-tespiti-hangi-zamani-kapsar)