CMK m. 174, 'suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan' düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceğini hükme bağlamıştır. Bu hükmü, CMK m. 170/2'deki 'yeterli şüphe' şartı ile birlikte yorumlayarak, bir iddianamenin kabul edilebilirliği için delil standardının ne olması gerektiğini açıklayınız.
CMK m. 170/2, savcının kamu davası açması için 'yeterli şüphe' oluşturacak delil toplamasını şart koşar. CMK m. 174'teki iade sebebi ise bu şartın somut bir denetim mekanizmasıdır. İki hüküm birlikte yorumlandığında, 'yeterli şüphe'nin soyut bir kanaat veya ihtimalden ibaret olamayacağı, mutlaka toplanmış 'mevcut delillere' dayanması gerektiği anlaşılır. 'Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil' ifadesi, iddianamede ileri sürülen vakıaları destekleyen, suçun temel unsurlarını (fiil, fail, illiyet bağı vb.) ispata elverişli, somut ve toplanmış en azından bir başlangıç delilinin dosyada bulunması gerektiğini ifade eder. Örneğin, sadece soyut bir ihbar mektubuna veya tanımadığı bir kişinin genel ifadesine dayanılarak, bunu destekleyen hiçbir teknik (kamera kaydı, HTS vb.) veya maddi delil toplanmadan hazırlanan bir iddianame, 'yeterli şüpheyi' oluşturan 'mevcut delil' standardını karşılamadığı için iade edilmelidir. Bu düzenlemeler, savcının eksik soruşturma ile dava açmasını engelleyerek, mahkemeyi bir soruşturma makamına dönüştürmenin önüne geçmeyi ve kişilerin 'lekelenmeme hakkı'nı korumayı amaçlar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iddianame_icin_aranan_yeterli_suphe_sarti)