556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'nın suç ve ceza öngören hükümlerinin, TCK m. 2 (kanunilik ilkesi) ve m. 5 (özel kanunlarla ilişki) hükümleri karşısındaki hukuki durumu nedir? Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2008/10435 E. sayılı kararında bu konuda ulaştığı sonucu ve gerekçesini açıklayınız. Bu eylemin TTK'daki haksız rekabet suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin Yargıtay'ın yorumu nasıldır?
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2008/10435 E. sayılı kararında, 556 sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin TCK m. 2 ve 5 karşısında zımnen ilga edildiği (örtülü olarak yürürlükten kalktığı) sonucuna varmıştır. Gerekçesi şudur: TCK m. 2, 'kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesini düzenler. Anayasa'ya göre KHK ile temel hak ve hürriyetler (suç ve ceza ihdası dahil) düzenlenemez. TCK m. 5 ise, TCK'nın genel hükümlerinin tüm ceza içeren kanunlar için de geçerli olacağını emreder. Bu iki ilke birleştiğinde, KHK ile suç ve ceza yaratılması kanunilik ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla 556 sayılı KHK'daki cezai hükümlerin yasal dayanağı kalmamıştır ve bu fiiller artık suç oluşturmaz. Yargıtay aynı kararda, bu eylemin 6762 sayılı TTK'daki haksız rekabet suçu kapsamında da değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Çünkü tescilli marka hakkına tecavüzü özel olarak düzenleyen ve daha sonra yürürlüğe giren 551 sayılı Markalar Kanunu, TTK'nın bu konudaki genel hükmünü zımnen ilga etmiştir. 551 sayılı Kanun da 556 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırıldığı ve yürürlükten kalkan bir kanun (TTK'nın ilgili hükmü) yeniden canlanamayacağı için, eylemin haksız rekabet suçu olarak da cezalandırılamayacağına hükmetmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-5-ozel-kanunlarla-iliski.html)