657 sayılı DMK m. 56, adaylık süresi içinde 'hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları' tespit edilenlerin görevine son verileceğini düzenlerken, m. 57 ise 'aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası' alanların ilişkisinin kesileceğini belirtir. Metinde yer alan Danıştay kararı (Sekizinci Daire E:1991/1603) ışığında, hakkında 'Devlet memurluğundan çıkarma' cezasını gerektiren bir fiil işlediği iddia edilen aday memura doğrudan DMK m. 125 mi, yoksa m. 56 mı uygulanmalıdır? Bu ayrımın hukuki önemini tartışınız.
Danıştay Sekizinci Dairesi'nin E:1991/1603 sayılı kararına göre, aday memur hakkında 'Devlet memurluğundan çıkarma' cezasını gerektiren bir fiil işlediği iddiası olsa dahi, uygulanması gereken norm DMK m. 56'dır. Aday memurluk, özel bir statüdür ve kanun koyucu bu statüdeki kişilerin görevine son verilmesi için DMK m. 56 ve 57'de özel ve daha basit bir usul öngörmüştür. DMK m. 125'te düzenlenen disiplin cezaları ve bu cezaların verilme usulü ise 'asil memurlar' için geçerli olan genel kuraldır. Danıştay, özel hüküm olan m. 56'nın, genel hüküm olan m. 125'ten önce uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. Bu ayrımın hukuki önemi şudur: DMK m. 56'ya göre göreve son verme, bir disiplin cezası değil, idari bir tedbirdir ve 'disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı' ile daha basit bir usulle gerçekleştirilir. DMK m. 125'e göre 'Devlet memurluğundan çıkarma' cezası ise, yüksek disiplin kurulunun kararını gerektiren, daha karmaşık, uzun ve güvenceli bir sürece tabidir. Aday memura doğrudan m. 125'i uygulamak, kanunun adaylar için öngördüğü özel ve öncelikli düzenlemeyi göz ardı etmek anlamına geleceği için hukuka aykırıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-54-55-56-57-madde/)