Ceza Muhakemesi Hukukunda, kolluk görevlisinin delil toplamak amacıyla 'alıcı rolüne' girerek şüpheliden uyuşturucu madde satın alması 'gizli soruşturmacı' (CMK m. 139) tedbiri midir, yoksa farklı bir hukuki statüye mi sahiptir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2014/10-454 E.) bu konudaki yaklaşımını ve bu şekilde elde edilen delilin hukuka uygun sayılabilmesi için aradığı şartları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90322

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 2014/10-454 E. sayılı kararına göre, kolluk görevlisinin bu şekilde hareket etmesi, CMK m. 139'da düzenlenen 'gizli soruşturmacı' tedbiri değildir. Çünkü gizli soruşturmacı tedbiri, ancak katalogda sayılan belirli suçlar ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uygulanabilir. YCGK, bu durumu 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' olarak adlandırmakta ve hukuki dayanağını CMK m. 160 vd. maddelerinde düzenlenen, Cumhuriyet savcısının emriyle suç delillerini toplama genel yetkisine dayandırmaktadır. Bu yolla elde edilen delilin hukuka uygun sayılabilmesi için YCGK ve AİHM içtihatları çerçevesinde şu şartlar aranır: 1) Görevli, 'kışkırtıcı ajan' gibi hareket etmemeli, kişiyi suça azmettirmemeli veya teşvik etmemelidir. Yani, kişide önceden var olmayan bir suç işleme kastı yaratmamalıdır. 2) Bu işlem için mutlaka Cumhuriyet savcısının yazılı veya acele hallerde sözlü bir emri veya görevlendirmesi bulunmalıdır. 3) Yargılama aşamasında, bu işlemi yapan kolluk görevlileri tanık olarak dinlenmeli ve sanığa onlara soru sorma imkanı tanınmalıdır. Bu şartlar sağlanmadan elde edilen delil hukuka aykırı sayılır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-123-esya-veya-kazancin-muhafaza-altina-alinmasi-ve-bunlara-elkonulmasi.html - Yargıtay 18. CD Kararı)