Bir sanık müdafii, TCK m. 132/3'te düzenlenen 'haberleşmenin gizliliğini alenen ifşa' suçundan yargılanan müvekkilinin, kaydettiği telefon görüşmesini sadece bir tanığa (örneğin annesine) dinlettiğini, bu nedenle 'aleniyet' unsurunun oluşmadığını savunmaktadır. Yargıtay'ın 'aleniyet' kavramını yorumlama biçimini ve bu savunmanın hukuki geçerliliğini, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/7462 K. sayılı kararını referans alarak değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90314

Bu savunma hukuken geçerlidir. TCK m. 132/3'teki suçun oluşması için ifşanın 'alenen' yapılması, yani içeriğin belirsiz sayıda ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanının bulunduğu bir ortamda yapılması gerekir. Yargıtay, 'aleniyet' unsurunu bu şekilde dar yorumlamaktadır. Bir içeriğin sadece belirli ve sınırlı sayıda kişiye (örneğin bir veya birkaç arkadaşa, aile üyesine) gösterilmesi veya dinletilmesi, bu kişilerin de başkalarına yayma amacı veya görevi yoksa, aleniyet unsurunu oluşturmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/7462 K. sayılı kararında, sanığın babasıyla yaptığı görüşmeyi kaydedip sadece annesine vermesi eyleminde 'aleniyet unsurunun gerçekleşmediği' açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, müvekkilinin kaydı sadece bir tanığa dinletmesi, içeriğin kamuoyuna duyurulması, yayılması veya belirsiz kişilerin bilgisine sunulması anlamına gelmediğinden, TCK m. 132/3'teki suçun unsurları oluşmamıştır ve beraat kararı verilmesi gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-gizliligini-ihla-sucu-cezasi.html)