Kişinin, tarafı olduğu bir telefon görüşmesini, kendisine karşı işlenmekte olan şantaj veya tehdit gibi bir suçu ispatlamak amacıyla gizlice kaydetmesi ve bu kaydı adli makamlara sunması TCK m. 132 veya TCK m. 133 kapsamında bir suç oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını 'hukuka uygunluk nedeni' bağlamında izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90295

Kişinin, tarafı olduğu bir görüşmeyi kaydetmesi normalde TCK'da suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak bu kaydı 'hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesi' TCK m. 132/3 kapsamında suçtur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan ve başka türlü ispat etme imkanı bulunmayan (ani gelişen) bir suçu (tehdit, hakaret, şantaj, cinsel saldırı vb.) delillendirmek ve kaybolmasını önleyerek yetkili makamlara sunmak amacıyla yaptığı gizli kayıt, bir hukuka uygunluk nedeni (zorunluluk hali veya meşru savunma benzeri bir durum) kapsamında değerlendirilir ve 'hukuka aykırı' kabul edilmez. Bu durumda eylem suç oluşturmaz. Ancak bu hukuka uygunluk hali, önceden planlanmış, kışkırtma veya tuzak kurma yoluyla delil oluşturma amacıyla yapılan kayıtları kapsamaz. Yargıtay, eylemin 'ani gelişen bir haksız saldırıyı defetme ve delilleri koruma' zorunluluğundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını dikkatle incelemektedir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2015/20 ve 2014/14161 kararları ile benzer kararlar) (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-gizliligini-ihla-sucu-cezasi.html)