Uluslararası hukukta 'self-determinasyon (halkın kendi kaderini tayin) hakkı', bir devletin ülkesinde yaşayan etnik veya dini bir azınlığa tek taraflı olarak ayrılıp yeni bir devlet kurma hakkı tanır mı? 'Halk' kavramının bu haktaki öznesini ve Kanada Yüksek Mahkemesi'nin Quebec davasındaki 'iki meşru çoğunluk' ilkesini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90294

Hayır, uluslararası hukukta self-determinasyon hakkı, bir devlet içindeki etnik veya dini azınlığa genel olarak tek taraflı ayrılma hakkı tanımaz. İkiz Sözleşmelerin (Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi) ortak 1. maddesi ve uluslararası teamül hukuku uyarınca, bu hakkın öznesi olan 'halk'; 1) Bağımsız bir devletin bütün nüfusu (iç self-determinasyon), 2) Sömürge altında yaşayan bir ülkenin nüfusu (dış self-determinasyon), 3) Yabancı bir devlet işgali altında yaşayan bir ülkenin nüfusudur (dış self-determinasyon). Etnik bir topluluk, bu kategorilere girmediği sürece 'halk' olarak kabul edilip ayrılma hakkını kullanamaz. Kanada Yüksek Mahkemesi'nin Quebec kararında ortaya koyduğu 'iki meşru çoğunluk' ilkesine göre ise, bir ülkenin bölünebilmesi için hukuken sadece ayrılmak isteyen bölge halkının değil, aynı zamanda ana devletin tüm halkının da rızası (onayı) gereklidir. Çünkü ülkenin toprak bütünlüğü, o ülkede yaşayan tüm vatandaşları ilgilendirir. Bu ilke, tek taraflı ayrılmanın hukuka aykırılığını ve ayrılmanın ancak ana devletin rızasıyla mümkün olabileceğini vurgular. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/rusya-ukrayna-savasinda-devletten-ayrilma-hakki)