Uluslararası hukukta 'toprak bütünlüğüne saygı' ilkesi (BM Andlaşması m.2/4) ile 'halkların kendi kaderini tayin hakkı' (İkiz Sözleşmeler m.1) arasındaki ilişkiyi ve potansiyel çatışmayı açıklayınız. Bu iki ilke arasında bir hiyerarşi var mıdır, yoksa birbirlerini dengeleyen ilkeler midir?
Uluslararası hukukta bu iki ilke arasında bir gerilim ve potansiyel bir çatışma mevcuttur. 'Toprak bütünlüğüne saygı' ilkesi, devletlerin mevcut sınırlarının dokunulmazlığını ve başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasal bağımsızlığına karşı kuvvet kullanılmasını yasaklar. Bu ilke, uluslararası sistemin istikrarının temel taşıdır. 'Halkların kendi kaderini tayin hakkı' ise halkların kendi siyasal statülerini belirleme hakkını ifade eder. Bu iki ilke, 'kendi kaderini tayin' hakkının 'ayrılma' hakkını içerip içermediği noktasında çatışabilir. Uluslararası hukukun genel kabulü, bu iki ilke arasında 'toprak bütünlüğü' lehine bir denge kurmaktır. Buna göre, self-determinasyon hakkı, bağımsız bir devletin sınırları içinde 'iç self-determinasyon' (kültürel, sosyal, siyasi özerklik vb.) olarak kullanılır. Ayrılma hakkını içeren 'dış self-determinasyon' ise sadece sömürge halkları ve yabancı askeri işgal altındaki halklar gibi son derece istisnai durumlar için tanınmıştır. Dolayısıyla, mutlak bir hiyerarşi olmamakla birlikte, uygulama ve doktrinde toprak bütünlüğü ilkesi kural, ayrılma ise çok dar kapsamlı bir istisna olarak kabul edilir. İki ilke, birbiriyle çatışan değil, birbirini dengeleyen ve farklı uygulama alanları olan ilkeler olarak yorumlanmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/rusya-ukrayna-savasinda-devletten-ayrilma-hakki)