Kovuşturma evresinde, tanıkların duruşma salonundan dışarı çıkarılması (CMK m.191/2) ve her birinin ayrı ayrı dinlenmesi (CMK m.52/1) zorunluluğunun ardında yatan muhakeme ilkeleri nelerdir? Bu usulün ihlalinin, tanık beyanının delil değerine etkisini doktrindeki görüşler çerçevesinde tartışınız.
Bu usul kurallarının ardında yatan temel muhakeme ilkeleri şunlardır: 1) Maddi Gerçeğe Ulaşma İlkesi: Kural, tanığın başkalarından etkilenmeden, sadece kendi bilgi, görgü ve algısına dayanan saf beyanını mahkemeye aktarmasını sağlamayı amaçlar. Bu, maddi gerçeğin en doğru şekilde ortaya çıkarılmasına hizmet eder. 2) Delillerin Serbestçe Takdiri İlkesi: Tanıkların birbirini duyması, ifadelerinin yapay bir tutarlılık kazanmasına veya bir tanığın diğerinin anlattıklarını doğru kabul ederek kendi hafızasını bastırmasına neden olabilir. Ayrı dinleme, hakimin her tanığın beyanını bağımsız olarak ve çelişkileriyle birlikte değerlendirerek vicdani kanaat oluşturmasını sağlar. 3) Dürüst Yargılama (Silahların Eşitliği) İlkesi: Birbiriyle paslaşarak ifade veren tanıklar, karşı tarafın (özellikle sanığın) savunma hakkını ve tanıkların güvenilirliğini sorgulama imkanını zayıflatır. Doktrinde de belirtildiği gibi (Devrim Güngör'den yapılan alıntı), bu kuralın ihlali tanık beyanının 'delil değerini' ciddi şekilde zedeler. Böyle bir durumda elde edilen beyan, güvenilirliğini ve inandırıcılığını yitirir. Yargıtay'ın da benimsediği görüşe göre, bu şekilde alınan bir beyan, tek başına veya belirleyici delil olarak mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-52-taniklarin-dinlenmesi.html)