CMK m. 135 uyarınca, hakkında kamu davası açılmış bir sanığın iletişiminin, kovuşturma aşamasında (örneğin dosya Yargıtay'da iken) denetlenmesi (tespit, dinleme, kayda alma) hukuken mümkün müdür? Bu durumun, kovuşturmanın aleniyeti ve savunma hakkı ilkeleriyle olan potansiyel çelişkisini ve bu çelişkinin nasıl aşılabileceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90276

Evet, hukuken mümkündür. CMK m. 135/1, bu tedbire 'şüpheli veya sanık' hakkında başvurulabileceğini belirtir. Kovuşturma, iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi (CMK m. 2/1-f) kapsadığından, yerel mahkeme kararı sonrası dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'da iken de kovuşturma devam etmektedir ve sanık hakkında bu tedbire başvurulabilir. Bu durum, ilk bakışta kovuşturmanın aleniyeti ve savunma hakkı (delillerin tartışılması) ilkeleriyle çelişiyor gibi görünebilir. Zira bu tedbir gizli yürütülür. Ancak bu çelişki, CMK'nın kendi mekanizmalarıyla aşılmaktadır. CMK m. 135/6'da, bu işlemlerin gizli yürütüleceği ve ayrı bir dosya üzerinden takip edilebileceği belirtilmiştir. Tedbirin uygulanması tamamlandıktan sonra elde edilen deliller, asıl dava dosyasına eklenir. Bu noktada, CMK m. 207 ('Delil ve olayın geç bildirilmesi') devreye girer. Yeni deliller dosyaya girdiğinde, sanık ve müdafiine bu delillere karşı beyanda bulunma, tartışma ve savunma yapma hakkı tanınır. Gerekirse duruşma ertelenir. Bu şekilde, tedbirin gizli yürütülmesi zorunluluğu ile savunma hakkı ve çelişmeli yargılama ilkeleri arasında bir denge kurulur. Dolayısıyla, kovuşturma aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi usulüne uygun alınan bir iletişim denetleme kararı ve sonucu hukuka uygun delil niteliği taşır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iletisimin-tespiti-hangi-zamani-kapsar)