Destekten yoksun kalma tazminatı (BK m. 53) davasında, desteğin 'gerçek ücretinin' belirlenememesi halinde, tazminat hesabına hangi ücretin esas alınması gerektiği konusundaki yerleşik Yargıtay içtihadını açıklayınız. Bu uygulamanın hakkaniyet ilkesiyle olan ilişkisini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90272

Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında temel ilke, ölen desteğin 'gerçek' veya 'gerçeğe en yakın' gelirinin esas alınmasıdır. Davacı taraf, desteğin gelirini (maaş bordrosu, vergi kaydı, tanık beyanı, meslek odası verileri vb. delillerle) ispatla yükümlüdür. Ancak, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn: Y11HD - 2003/5599 K.), desteğin ölümü nedeniyle gelir durumunun tam olarak kanıtlanamaması veya hiçbir geliri olmadığının iddia edilmesi durumunda dahi, tazminat talebi reddedilmez. Bu durumda, tazminat hesabında yasal 'asgari ücret' esas alınır. Bu uygulamanın temelinde, her sağlıklı insanın en azından asgari ücret düzeyinde bir gelir elde etme potansiyeline sahip olduğu ve ailesine bu düzeyde bir destek sağlayabileceği karinesi yatar. Bu yaklaşım, delil ispatındaki zorluklar nedeniyle hak sahibinin tazminatsız kalmasını önleyerek hakkaniyet ilkesini ve sosyal devlet anlayışını hayata geçirir. Asgari ücret, ispat edilemeyen gelirin yerine geçen asgari bir ölçüt ve bir tür 'farazi destek gücü' olarak kabul edilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/tazminat-hukuku/destekten-yoksun-kalma-maddi-tazminati-davasi-nedir.html)