657 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca, adaylık süresi içinde bir memurun 'hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumlarının' tespit edilmesi halinde göreve son verme işleminin hukuki niteliği nedir? Bu işlem bir disiplin cezası mıdır, yoksa bir idari tedbir midir? Danıştay 8. Dairesi'nin 1992/705 sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #90270

657 sayılı Kanun'un 56. maddesine dayanılarak aday memurun görevinin sonlandırılması işlemi, hukuki niteliği itibarıyla bir 'disiplin cezası' değil, adaylık statüsünün bir gereği olan 'idari bir tedbir'dir. Bu işlem, adayın memuriyet için gerekli liyakat ve ehliyete sahip olmadığının tespiti üzerine, asli memuriyete atanmaya uygun görülmediğini belirten bir statü hukuku işlemidir. Disiplin cezaları ise 657 s.K. m. 125'te sayılan (uyarma, kınama, aylıktan kesme vb.) yaptırımlardır ve asil memurlara da uygulanabilir. Danıştay 8. Dairesi'nin 1992/705 sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Mahkeme, aday memura Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası (m.125/E) verilmesini, 'aday memur olan davacıya, 657 sayılı Yasanın aday memurlarla ilgili 56. maddesi kuralının uygulanması gerekirken esas memurların Devlet Memurluğundan çıkarılmasına ilişkin 125. maddesinin E/f bendinin uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı' gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu karara göre, adaylık süresindeki olumsuzluklar nedeniyle yapılacak işlem, disiplin cezası olan 'Devlet memurluğundan çıkarma' değil, m. 56'ya göre 'ilişiğin kesilmesi' şeklindeki idari tedbirdir. Bu iki işlem farklı usullere ve sonuçlara tabidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-54-55-56-57-madde/)