CMK gereğince atanan zorunlu müdafi veya vekile, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) m. 14 uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi konusundaki hukuki tartışmayı, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 06.05.2024 tarihli aksi yöndeki kararı ile Adalet Bakanlığı'nın görüş yazısı ekseninde, normlar hiyerarşisi ve kanuni dayanak açısından değerlendiriniz.
Bu konu, uygulamada ciddi bir tereddüt yaratmaktadır. Bir yanda, AAÜT'nin 14. maddesi, beraat eden sanık lehine veya mahkum olan sanık aleyhine katılan lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, avukatın CMK gereği görevlendirilmesi durumunda da (ilgili CMK ücreti mahsup edilerek) uygulanacağını açıkça düzenlemektedir. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü de bu yönde görüş bildirerek uygulamanın bu şekilde olması gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşün temelinde, AAÜT'nin Avukatlık Kanunu'na dayanan bağlayıcı bir düzenleyici işlem olduğu ve zorunlu müdafi/vekilin de bir avukat olarak bu haktan yararlanması gerektiği yatar. Diğer yanda ise Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 06.05.2024 tarihli içtihat değişikliği niteliğindeki kararı bulunmaktadır. Bu karara göre; zorunlu müdafilik CMK'da düzenlenen bir müessesedir ve ücret rejimi de CMK ve 5320 sayılı Kanun m. 13'e göre Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca ayrı bir tarife ile belirlenir. Avukatlık Kanunu'na dayanan AAÜT'nin, CMK kapsamındaki bir müesseseye müdahale etme ve yasal dayanağı olmayan bir mali yükümlülük (vekalet ücreti) yaratma yetkisi yoktur. Daire, AAÜT'nin bu düzenlemesini kanuni dayanaktan yoksun bularak normlar hiyerarşisine aykırı görmüş ve uygulanmayacağına karar vermiştir. Bu durum, idari bir düzenleyici işlem olan Tarife hükmünün, kanunla (CMK ve 5320 S.K.) düzenlenen bir alana müdahale edip edemeyeceği ve bu müdahalenin kanunilik ilkesine uygun olup olmadığı şeklindeki temel bir hukuki sorundan kaynaklanmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/zorunlu-mudafi-veya-vekil-icin-vekalet-ucretine-hukmedilmemesi-sorunu)