5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 105/A ve ilgili yönetmelik uyarınca, denetimli serbestlik altındaki bir hükümlünün yükümlülüklerini ihlalde 'ısrar' ettiğinin kabulü için hangi maddi ve usuli şartların gerçekleşmesi gerekir? 'Uyarı' mekanizmasının bu süreçteki rolü nedir?
Denetimli serbestlikte yükümlülük ihlalinde 'ısrar' halinin oluşması ve denetimli serbestlik kararının geri alınabilmesi için hem maddi hem de usuli şartlar aranır. Maddi şart, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 44 uyarınca, hükümlünün 'bir yıl içerisinde kasten ve mazeretsiz olarak yükümlülüklerini üç kez ihlal etmesidir'. Bir veya iki ihlal 'ısrar' sayılmaz. Usuli şart ise 'uyarı' mekanizmasıdır. Hükümlü, birinci ve ikinci ihlallerden sonra, ihlalin niteliğine göre infaz işlemleri değerlendirme komisyonu veya infaz hakimi tarafından usulüne uygun olarak yazılı şekilde uyarılmalıdır. Bu uyarı yazısında, bir sonraki ihlalde (üçüncü ihlal) dosyanın kapatılacağı ve açık ceza infaz kurumuna iade için işlem başlatılacağı ihtar edilmelidir. Bu uyarıların hükümlüye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmesi zorunludur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2018/1081 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, usulüne uygun tebliğ edilmemiş bir uyarı, ihlalin sonuç doğurmasını engeller. Dolayısıyla, bir yıl içinde üç kez mazeretsiz ve kasıtlı ihlal ve ilk iki ihlalden sonra usulüne uygun olarak yapılmış ve tebliğ edilmiş iki uyarı olmadan 'ısrar' şartı gerçekleşmez ve denetimli serbestlik kaldırılamaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/denetimli-serbestlikte-yükümlülük-ihlali)