TCK m. 132/3'e göre, kişinin 'kendisiyle yapılan' bir haberleşme içeriğini kaydetmesi suç değilken, bu içeriği 'hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesi' suç olarak düzenlenmiştir. 'Aleniyet' ve 'hukuka aykırılık' unsurlarını, Yargıtay'ın boşanma davasına delil sunma veya bir suçu ispatlama amacıyla yapılan ifşalara ilişkin kararları çerçevesinde analiz ediniz.
TCK m. 132/3'teki suçun oluşması için iki temel unsur gereklidir: 1) Aleniyet: İfşanın, belirsiz sayıda ve birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda yapılmasıdır. Haberleşme içeriğini sadece bir veya birkaç belirli kişiye (örneğin bir arkadaşa veya anneye) göstermek, Yargıtay kararlarında (örn: Y12CD-2019/7462 K.) aleniyet unsurunu oluşturmadığı için bu suçu oluşturmaz. İçeriğin bir web sitesinde, sosyal medyada veya herkese açık bir toplantıda duyurulması gibi durumlar aleniyet kapsamında değerlendirilir. 2) Hukuka Aykırılık: Bu unsur, eylemin bir hukuka uygunluk nedeninden (örn: meşru savunma, hakkın kullanılması) yararlanmaması anlamına gelir. Yargıtay, özellikle ani gelişen ve başka türlü ispat imkanı olmayan, kişiye karşı işlenmekte olan bir suçu (tehdit, hakaret, şantaj vb.) ispatlamak veya kaybolma tehlikesi olan delilleri güvence altına alıp yetkili makamlara sunmak amacıyla yapılan kayıt ve ifşaları hukuka uygun kabul etmektedir (örn: Y12CD-2014/14161 K.). Ancak, kişinin önceden planlayarak, delil oluşturmak amacıyla yaptığı kayıtları daha sonra mahkemeye sunması (örn: boşanma davası için özel sorular sorarak kayıt almak) hukuka aykırı kabul edilebilmektedir (örn: Y12CD-2015/20 K.). Dolayısıyla, ifşanın ani bir saldırıya karşı delil elde etme zorunluluğundan mı, yoksa planlı bir şekilde delil yaratma amacından mı kaynaklandığı, hukuka uygunluğun belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-gizliligini-ihla-sucu-cezasi.html)