CMK m. 52/2'ye göre tanıkların birbirleriyle ve şüpheliyle yüzleştirilmesi kural olarak kovuşturma evresinde yapılırken, soruşturma evresinde hangi istisnai hallerde bu işleme başvurulabilir? Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/11635 sayılı kararında, soruşturma aşamasında yapılan yüzleştirme işlemi hangi gerekçeyle hukuka aykırı bulunmuştur?
CMK m. 52/2'ye göre, tanıkların yüzleştirilmesi delillerin tartışılarak değerlendirildiği ve aleniyet ilkesinin geçerli olduğu kovuşturma evresine ait bir işlemdir. Ancak kanun, soruşturma evresinin gizliliği kuralına iki istisna getirmiştir: 'gecikmesinde sakınca bulunan haller' ve 'kimliğin belirlenmesine ilişkin haller'. Gecikmesinde sakınca bulunan hal, delillerin karartılması veya tanığın beyanını değiştirmesi gibi acil bir tehlikenin varlığını ifade eder. Kimliğin belirlenmesi ise teşhis işlemini kapsar. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/11635 sayılı kararında, iddianamenin iadesine ilişkin bir uyuşmazlıkta, soruşturma aşamasında tanık ile suça sürüklenen çocuklar arasında yüzleştirme yapılmamasının iade sebebi olamayacağına karar verilirken, 'gecikmesinde sakınca bulunan bir halin söz konusu olmadığı' belirtilmiştir. Bu ifadeyle Yargıtay, soruşturma aşamasında yüzleştirme yapılabilmesi için kanunda belirtilen istisnai şartların (gecikmesinde sakınca veya kimlik belirleme zorunluluğu) somut olayda mevcut olması gerektiğini, bu şartlar yokken yapılacak bir yüzleştirmenin usule aykırı olacağını ve bu işlemin kural olarak kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda yapılması gerektiğini vurgulamıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-52-taniklarin-dinlenmesi.html)