Bir sanığın fiili, Yargıtay tarafından hem TCK m.184 (imar kirliliği) hem de 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m.65 (sit alanına müdahale) kapsamında değerlendirilmiştir. Bu durumda TCK m.44 uyarınca fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Fikri içtima durumunda, daha ağır olan cezanın belirlenmesinde sadece hapis cezasının üst sınırı mı dikkate alınır, yoksa adli para cezasının varlığı da bir kriter midir?
Fikri içtima durumunda, hangi suçun cezasının daha ağır olduğunun belirlenmesinde, sadece hapis cezasının üst sınırı değil, yaptırımın bir bütün olarak ele alınması gerekir. Adli para cezasının varlığı da önemli bir kriterdir. TCK m.44, 'en ağır cezayı gerektiren suçtan' dolayı cezalandırma yapılacağını belirtir. Cezanın ağırlığı belirlenirken Yargıtay'ın benimsediği kıyaslama yöntemi şöyledir: 1. **Önce Hapis Cezaları Karşılaştırılır:** * İki suçtan hangisinin kanunda öngörülen hapis cezasının **üst sınırı** daha yüksekse, o suç daha ağır kabul edilir. * Eğer üst sınırlar eşitse, bu kez **alt sınırlara** bakılır. Alt sınırı daha yüksek olan suç, daha ağır sayılır. 2. **Hapis Cezaları Eşitse veya Sadece Birinde Hapis Varsa:** * Eğer hapis cezaları her iki sınır açısından da eşitse veya suçlardan sadece biri hapis cezası öngörüyorsa, bu durumda **adli para cezasının varlığı ve miktarı** belirleyici olur. **Somut Olayın Değerlendirilmesi:** - **TCK m.184/1:** Yaptırımı 'bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası'dır. Adli para cezası öngörülmemiştir. - **2863 s.K. m.65/b:** Yaptırımı 'iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası'dır. Bu iki yaptırım karşılaştırıldığında: - Hapis cezalarının üst sınırları eşittir (5 yıl). - Ancak, 2863 s.K. m.65/b'nin hapis cezasının alt sınırı (2 yıl), TCK m.184/1'in alt sınırından (1 yıl) daha yüksektir. - Ayrıca, 2863 s.K. m.65/b, hapis cezasının yanında **beş bin güne kadar adli para cezası** gibi ek ve ağır bir yaptırım da öngörmektedir. Bu nedenlerle, 2863 sayılı Kanun'daki suçun yaptırımı, bir bütün olarak TCK m.184'teki suçun yaptırımından **açıkça daha ağırdır**. Dolayısıyla, TCK m.44 uyarınca, fail sadece 2863 sayılı Kanun m.65/b'den cezalandırılmalıdır. (Bkz: Yargıtay 4. CD, 19.12.2023, E. 2023/16153)