Bir sanık hakkında hem 'örgüt üyeliği' suçundan hem de örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği 'nitelikli hırsızlık' suçundan ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmiştir. Temyiz aşamasında Yargıtay, örgüt üyeliği kararını bozmuş ancak hırsızlık suçundan verilen mahkumiyeti onamıştır. Bozma sonrası örgüt üyeliği davası yerel mahkemede devam ederken, sanığın onanan ve kesinleşen hırsızlık cezasının infazında 'örgütlü suçlu' infaz rejimi (örneğin 5275 s.K. m.107/4) uygulanabilir mi? Bu durum 'masumiyet karinesi' açısından nasıl bir sorun teşkil eder?
Hayır, bu durumda sanığın kesinleşen hırsızlık cezasının infazında 'örgütlü suçlu' infaz rejimi uygulanamaz. Bu uygulamanın hukuka aykırı olmasının temel nedenleri şunlardır: 1. **Kesinleşmiş Hükmün Esas Alınması:** İnfaz hukuku, kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerine dayanır. Somut olayda, sanığın 'örgüt üyesi' olduğuna dair mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bu, sanığın örgütsel bağına ilişkin hukuki durumun henüz kesinleşmediği, aksine bu konuda yargılamanın devam ettiği anlamına gelir. Kesinleşen tek hüküm, 'adi nitelikli hırsızlık' suçuna ilişkindir. 2. **Masumiyet Karinesi (Anayasa m.38, İHAS m.6/2):** Masumiyet veya suçsuzluk karinesi, bir kişinin suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar masum sayılmasını gerektirir. Sanığın örgüt üyeliği davası devam ederken, onun 'örgüt üyesi' veya 'örgütlü suçlu' olduğunu varsayarak infaz rejimini aleyhine ağırlaştırmak, masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir. İnfaz makamları, devam eden bir davada sanığın suçlu çıkacağını peşinen kabul edip işlem yapamazlar. 3. **Cezaların Şahsiliği İlkesi:** Sanığı, örgütsel bağı ispatlanmamışken, sadece hırsızlık suçunun başka bir örgüt davasında 'faaliyet suçu' olarak kabul edilmesi nedeniyle ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutmak, başkalarının fiilinden (örgütün varlığı) veya ispatlanmamış bir sıfattan dolayı sorumlu tutmak anlamına gelir ki bu, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz. Sonuç olarak, sanığın örgütsel bağına ilişkin dava derdest olduğu sürece, onanan hırsızlık cezasının infazı, adi suçlar için geçerli olan genel infaz hükümlerine (örneğin 1/2 koşullu salıverilme) göre yapılmalıdır. Aksi bir uygulama, temel ceza ve infaz hukuku ilkelerine aykırı olur.